FARKINDALIK

15 Şubat 2015

Helikopterle bölgeye indirilen kurtarma ekibi, içinde iş camiasının yakından tanıdığı 5 kişi ile zirveye düşen küçük tip özel uçağın mürettebat ve yolcularına ulaşmak için olağanüstü gayret içerisinde mücadelesine devam ediyordu. Bırakıldıkları düzlükten sonra, neredeyse 4 saattir devam eden tırmanışın son bölümüne gelen ekip üyeleri oldukça yorgun düşmüşlerdi.

 

Hata affetmeyen sarp kayalıklarda en çok neye ihtiyaçları vardı acaba?

 

“Soğukkanlılık, bacaklarda ve kollarda güç“ dediğinizi duyar gibi oldum.

 

Önden gidenin sorumluluğu daha mı fazla acaba? Hem sırtındaki ağırlığa rağmen kendisi düşmeyecek, hem de “sikke” adı verilen özel bir çiviyi kayalıklara sağlam çakacak ki, sabitlediği tırmanma ipi aşağıdaki arkadaşının tırmanırken ağırlığına dayanabilsin.

 

Aşağıdaki yukarıdakine güvenerek tırmanmaya devam ediyordu. Hem hızlı olmalıydılar hem de çok dikkatli. Acaba yukarıda hala canlı kaç kişi vardı? Onları tek tek aşağı taşıyacaklardı. Stres giderek artıyordu.

 

Bu görevi de başarıyla tamamlamak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Hallerinden şikayetçi olmuyor, kimseyi suçlamıyorlardı. Öyle ya, bu işi onlara zorla yaptırmıyorlardı. Kendi tercihleriydi. Taşıdıkları sorumluluğun bilincinde, birbirlerini kırmadan, birbirlerine ölümüne güvenerek, dayanışma içerisindeydiler. Kutsal bir görev yaptıklarına inanıyorlardı.

 

Bu meslek özelliği olan bir meslek. Bilgi ve beceri gerektirir. Yani hem eğitimli hem de becerikli olunmalıdır. Cesaretli ve kuvvetli olmayı da gerektirir. Bunun için disiplinli bir çalışma ve buna uygun bir yaşam tarzı ister. Uykusuz ve gece eğlencesinden kalma birinin burada işi olamaz. Sinirleri sağlam ve tahammül gücü yüksek olmalıdır. Göreve her an hazır olabilmelidir. Ekipman da eksiksiz, bakımlı ve iyi durumda olmalı bu arada. Herkes gözü gibi korur kullandığı her aracı, gereci. İşi bitince bakımını yapar ve uygun koşullarda kaldırır. Üyeler arasında dayanışma ve saygı zorunluluktur. Lider ekip arkadaşlarına hitaben yaptığı konuşmalarda, verdiği eğitimlerde; “sevmek zorunda değilsiniz ama birbirinize yardımcı olmak ve saygılı davranmak zorundasınız” diye tekrarlar. Öyle ya, dayanışma ve saygıda mecburiyet, sevgide özgürlük vardır. Aslında bu ilişki sevgiyi de geliştirmektedir.

 

Şimdi size bazı sorular sormak istiyorum. Hayatın birçok zor sahnesinde rol alan, sorumluluklarıyla bu örneğin benzerini yaşayan sizlerin, rolünüzü başarıyla oynayabilmeniz için ihtiyacımız olan şeyler neler peki? Daha önce bu derinlikte düşündünüz mü? Rolünüz ne? Kimler ile paylaşım içerisindesiniz? Ekip lideri mi, yoksa liderin açtığı yolda ilerleyen ve görevini eksiksiz yapmaya uğraşan ekip üyesi misiniz?

 

Günün rutini ile telaş ve yoğunluk içerisinde tükettiğimiz yaşamlarımızda ödediğimiz bedel aslında ne kadar büyük, fark edebilirsek. Yorgun bedenimizi bir günün daha sonuna taşırken farkındalığımızın azaldığını görebiliyor muyuz?

 

Pişmanlıklar ve endişeler ile sürdürdüğümüz yolculuğumuz nereye ve nasıl?

 

Çok sevdiğim bir atasözü ile son vermek istiyorum. “İnsan dünya gibidir. İçinde sayısız fırtınalar kopar, ama çoğunu sadece kendisi bilir”.

 

Fırtınalarla süregiden bu yaşamda FARKINDA ve BİLİNÇLİ yaşamanız temennisiyle, başarı, mutluluk ve iç huzur diliyorum.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR