Halkla İlişkilerde “Hak Etmek” İlkesi

26 Şubat 2013

“Halkla ilişkilerin en iyi yolu bunu hak etmektir” .(Onal,1982:27 ) Halkla ilişkilerin öncüsü kabul edilen Ivy Lee, hak etmek ilkesinin halkla ilişkilerdeki önemine bu ünlü sözü ile işaret etmiştir.

Hemen her çalışma alanında olduğu gjbi, halkla ilişkiler de bazı ilkelerin yol göstericiliğinde yerine getirilir. Halkla ilişkilerin çekirdeğini oluşturan bu ilkeler, kendisine benzer nitelikleri olan (reklam, propaganda, tanıtım vb.) faaliyetlerle karıştırılan halkla ilişkilerin, ne olup olmadığını belirleyici bir çerçeve çizmektedir.

Hak etme ilkesi, halkla ilişkiler ilkeleri arasında yaygın olarak sıralanan doğruluk, saygınlık, açıklık, iki yönlü süreç olma, süreklilik, sabırlı olmak ve yaygın sorumluluk gibi ilkeler arasında görünmeyen bir ilkedir. Ancak hak etme ilkesi göz ardı edilerek yapılan halkla ilişkiler adı altındaki eylemlerin, halkla ilişkiler sınırlarının dışına çıkması ve propaganda, reklam ya da tanıtım içerikli bir yapıya dönüşmesi kaçınılmaz görünmektedir.

 

HALKLA İLİŞKİLERDE HAK ETMEK


Hak etmek, verilen emek, para, zaman, bilgi, sevgi vb. nin karşılığını görmeye; sahip olunan nitelikler-kıdem, ustalık, bilgi, tutum, davranış, büyüklük, güç, saygınlık vb- nedeniyle vaat edileni ya da umulanı almaya yaraşır, yetkili ya da ehliyette olmak biçiminde tanımlanabilir.

Halkla ilişkilerde hak etmek ilkesi, bir kuruluşun, faaliyetlerine duyarlı gruplardan destek, ilgi, saygı gibi beklentilerine yaraşır niteliklerde olması gerektiğini belirten bir ilkedir. Söz konusu nitelikler, kuruluşun yapısı, işleyişi, yönetimi, ortakları, çalışanları, işbirliği yaptığı kuruluşlar, mal ve hizmetleri, iletişim sistemi, imajı, halkla ilişkiler sistemi vb. ile ilgili niteliklerdir.

Hak etmek dışındaki halkla ilişkiler ilkeleri, büyük ölçüde halkla ilişkiler sisteminin yapısı ve işleyişinin taşıması gereken nitelikleri belirlemektedir. Daha açık bir anlatımla, halkla ilişkilerin doğruluk ve açıklık esasına göre yapılması gerektiğini; halkla ilişkiler çabalarının yaygın bir sorumluluk anlayışı içerisinde kesintisiz olarak yerine getirilmesi; mesajların hedef kitlede saygı yaratması, kalıcılığı için yinelenmesi ve halkla ilişkiler çabalarının sonuçlarını görmede çok sabırlı olunması gerektiğini vurgulamaktadır.

Oysa hak etmek ilkesi, halkla ilişkiler sisteminin de içinde olduğu kuruluşun yapısı ve işleyişi ile ilgili koşulları belirlemektedir. Dolayısıyla, diğer halkla ilişkiler sisteminin gerektirdiği koşulları da içeren, geniş kapsamlı bir ilkedir. Buna göre, hak etmek ilkesine uygun olarak yapılan halka ilişkiler faaliyetleri, diğer ilkelerin gerektirdiği koşulları da taşıyor demektir. Ancak halkla ilişkilerin diğer ilkelere uygunluğu demek hak etmek ilkesine de uygun olduğu anlamına gelmeyecektir.

Söz gelişi, ürünleri, kararları ve uygulamalarıyla insana, doğaya ve topluma doğrudan ya da dolaylı olarak, bilmeden de olsa- bulunduğu konum gereği bilme sorumluluğu olduğu halde- zarar veren bir kuruluş ya da yönetim, hak etmediği bir ilgi destek ve saygıya 
 


sahip demektir. Yasal boşluklar, toplumdaki zayıflıklar ve bunlardan elde edilen güç kullanılarak sağlanan bu desteğin, diğer halkla ilişkiler ilkelerine uygun koşullarda kazanılması, hak etme ilkesine de uygunluğunu göstermeyecektir. Zaten er ya da geç bu desteğin, hak edilmediği ortaya çıkacağından, sürekliliği de beklenmemelidir.  Söyledikleri ile yaptıkları arasında tutarlılık bulunmayan bir kuruluşun halkla ilişkileri olmayacaktır. .(WELLS- SPINKS, 1999:111; KÜÇÜKKURT, 1987:164)

Hak etme ilkesinin özü: Kamuoyunda nasıl tanınmak, görünmek, bilinmek isteniyorsa, önce bu nitelikleri kazanmak; yaratılan –iyi, güçlü, güvenilir, duyarlı, kaliteli, yenilikçi vb. – imaja uygun bir kuruluş olmak demektir. Yaratılan imaja bakarak kendisine destek verenleri hayal kırıklığına uğratmamak demektir. Desteği kazanılmak istenen hedef kitlenin beklentilerine yaraşır niteliklere sahip olmadan sahipmiş gibi davranmamak demektir.

Öte yandan hak etmek,

ÖNCE: kuruluşun halkla ilişkiler açısından hedef kitlesinde yer alan tüm gruplara ayrım yapmadan saygı göstermek, desteğe değer işler yapmak, tanımak, sormak, eksikleri tamamlamak, sorunları çözmek, şikâyetleri gidermek, iyileştirmek, geliştirmek, onarmak, önlem almak, planlamak, sistem kurmak, çalıştırmak;

SONRA: Söylemek, açıklamak, kendini anlatmak, tanıtmak, yapılan iyi işleri göstermek, yapılamayanların nedenlerini açıklamak, ileride yapılıp yapılamayacağını açıklamak, yapılanlara ve yapılacaklara destek istemek, kendini unutturmamak, takip ettirmek, bunları sürdürülebilir bir sisteme dönüştürmek;

SONUNDA: Kamuoyunda saygın, güçlü, desteğe değer, duyarlı bir işletme imajının oluşması ve sürmesi; etkileşimde bulunulan gruplardan işbirliği, anlayış, ilgi, kolaylık, saygı vb. bekleme hakkına sahip olabilirsin demektir.

SONUÇ
Halkla ilişkiler, bir kuruluşun etkileşimde bulunduğu grupların ilgisini, olumlu düşüncesini, anlayışını ve desteğini hak etmek, kazanmak ve sürdürmek amacına yönelik tanıma, iyileştirme, etkinliklerle tanıtma ve duyurma çabalarından oluşan çağdaş bir yönetim görevidir. Halkla ilişkiler ilkeleri ise, bu görevin özünden sapmadan gerçek anlam ve içeriğine uygun biçimde yerine getirilmesinde yol göstericilik yapmaktadır.

Hak etmek, halkla ilişkiler ilkelerinin çekirdeğini oluşturan bir ilke olup, bu ilkeye göre, halkla ilişkiler sürecindeki ilk adım, kuruluşa, halktan destek istemeye yaraşır nitelikleri kazandırmaktır. Hak etme ilkesini ihlal ederek yapılacak halkla ilişkiler adı altındaki çabaların halkla ilişkiler sınırlarının dışında kalacağı unutulmamalıdır.

YAZI HAKKINDA YORUMLAR